.: Bu gün 24.10.2017 15:31:33   .:
Giriş Sayfası Yap Favorilere Ekle Tavsiye Gonder  

 
 
 

 SAĞLIKLA İLGİLİ MAKALE VE AÇIKLAMALAR (KİŞİSEL SAĞLIK)

 

DOĞUM KONTROL YÖNTEMLERİ

SAĞLIK KONULARI

 Arpacık Hastalığı
 Astım Hastalığı
 Bademcik İltihabı
 Bel Ağrısı(Bel Fıtığı)
 Boyun Ağrısı Tutulması
 Böbrek Taşları
 Cinsel Yolla Bulaşan Hst.
 Depresyon
 Doğum Kontrol Yöntemleri
 Egzama Hastalığı
 Erken Boşalma
 Hemoroid (Basur)
 İdrar Kaçırmak
 Kabızlık Hastalığı
 Kadınlarda Üreme Sorunu
 Kemik Erimesi Osteoporoz
 Kıl Dönmesi
 Kısırlık
 Kireçlenme
 Kürtaj
 Mantar Hastalıkları
 Meme-Göğüs Kanseri
 Menopoz Hastalığı
 Mide Ekşimesi Gastrit
 Migren  Baş Ağrısı
 Mutlu Cinsel İlişki
 Nezle (Saman Nezlesi)
 Omuz Ağrısı Serteşmesi
 Panik Atak
 Parkinson Hastalığı
 Prostat Kanseri
 Saç Dökülmesinin Nedenleri
 Sedef Hastalığı
 Sinüzit Hastalığı
 Sivilce - Siyah Noktalar
 Siyatik
 Yumurtalık Kanseri
 Zatürre


 

 

Çiftlerin istedikleri zaman istedikleri kadar çocuğa sahip olmalarını sağlayan doğum kontrol yöntemlerini ülkemiz açısından değerlendiren Marmara Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mithat Erenus, en sık kullanılan yöntemler hakkında bilgi vererek, yöntem seçerken nelere dikkat edilmesi gerektiğini belirtti: “Maalesef hala ülkemizde geleneksel yöntemler ağırlıklı olarak kullanılmakta. Bunlardan da özellikle geri çekme yöntemi yüzde 28’lerde hala en çok, en sık kullanılan bir korunma yöntemi. Halbuki biz hekim olarak güvenilir korunma yöntemlerini, bunlara modern korunma yöntemleri diyoruz. Hekim olarak, sağlık personeli olarak bunların muhakkak danışıldığında bilgilerin verilmesi gerekiyor. Özellikle doğum kontrol hapı gibi, rahim içi araç gibi yöntemleri modern yöntemler olarak algılıyoruz. Bazen gerektiğinde özellikle cerrahi yöntem de alternatif olabilir. Bir de tabi prezervatif dediğimiz güvenilir yöntemler var. Bunları özellikle tabi ki hastadan hastaya ve çiftten çifte değişmek üzere öneriyoruz.

ÜLKEMİZDE KULLANIM DURUMU
Kullanım oranlarının istenilen düzeylerde olmadığını belirten Prof. Dr. Mithat Erenus, konuyu söyle açıkladı: “Ülkemizin rakamlarına bakarsak en sık kullanılan ülkemizde rahim içi araçlar yüzde 17 civarında. Doğum kontrol yöntemlerini nedense ülkemizde çok fazla benimseme olmadı sanıyorum, Avrupa ile Amerika’ya göre bakarsak, yüzde 5 civarında doğum kontrol yöntemi kullanılıyor. Sterilizasyon yöntemleri yüzde 3’ler civarında erkek ve kadın strelizasyon yöntemleri... Prezevartifte yüzde 1.5-2’ler civarında korunma yöntemi olarak görüyoruz.”
Bazı doğum kontrol yöntemi kullanmadan muhakkak hekime danışmak gerektiğini belirten Prof. Dr. Mithat Erenus, ama diğer yöntemler için gerekmediğini söyleyerek şöyle devam etti: “Mesela rahim içi araç uygulamasının bizzat hekim ya da sağlık personeli tarafından yapılması lazım. Ve hangi şartlarda, hangi kişilere uygun olup olmadığının araştırılması için... Doğum kontrol hapı için. Bazı durumlarda kullanılmaması gerekebilir. O nedenle bir sağlık personeli, özellikle hekime başvurmalarını öneriyoruz. Cerrahi sterilizasyon yöntemleri için tabi ki yine bir sağlık personeli ya da muhakkak bir cerrah tarafından yapılması gerekmekte.”
 Aile planlaması yöntemleri
 
HAPLARININ ETKİSİ
Doğum kontrol haplarının  da değinen Prof. Dr. Mithat Erenus, etki mekanizmasıve güvenilirlik düzeyi hakkında bilgiler verdi: “Doğum kontrol haplarının içinde östrojen ve procesteron dediğimiz iki hormon bulunmakta. Ve etki mekanizması özellikle yumurtlamanın engellenmesiyle olmakta. Ama bunun dışında başka diğer etkiler de olabiliyor. En önemlisi belki de rahim ağzındaki sıvının kalınlaşması ve spermlerin içeri geçmesinin engellenmesi. Ama buna rağmen bizim en sık daha doğrusu en doğru yöntem olarak kabul ettiğimiz yöntemlerden bir tanesidir, yani yumurtlamanın engellenmesidir. Östrojen ve procesteron bezleri aslında 20-30 yılda çok düştü. Yan etkiler belki eskiden daha çoktu, 1960’lı yıllarda. Ama bugün daha düşük dozlarda östrojen içeren haplar var. O nedenle de yan etkilerin daha azaldığını görmekteyiz.”
Kimler kullanmalı?
Prof. Dr. Mithat Erenus, hapları kimlere önerdiklerini, kimlere ise önermediklerini ise şöyle açıkladı: “Özellikle nedeni bilinmeyen kanaması olan hastalar, östrojene duyarlı kanserli olgular, örneğin meme kanseri gibi... Özellikle kanda pıhtılaşma olup, o pıhtının akciğere veya başka başka organlara akması gibi öyküsü olan, ailesinde özellikle bu tip pıhtılaşma bozukluğu öyküsü olan kadınlarda tercih etmiyoruz. Bunun dışında genç, sağlıklı, sigara içmeyen özellikle 35 yaşın üzerinde sigara içen kadınlarda bazı riskler var. Özellikle enfaktüs geçirme, kalp-damar hastalığı riskini arttırıyor. Onun için 35 yaşın üstünde sigara içenlerde, o 35 yaşın altında da belki 15’in üstünde sigara içenlerde önermiyoruz. Ama genç sağlıklı olan, sigara içmeyen, özellikle pıhtılaşma sistemiyle ilgili bir hastalığı olmayan kadınlarda gerçekten çok güvenilir, iyi bir yöntem doğum kontrol hapları.”
Hapların yan etkisi
Doğum kontrol haplarının yan etkileri ile ilgili olarak ise Prof. Dr. Mithat Erenus, şunları söyledi: “Bir kere doğum kontrol haplarının içinde değişik dozlar olabiliyor. Bu ilaçların ajanları değişik olduğu için yan etkileri biraz değişik olabiliyor. Bir ajanda gördüğümüz yan etkiyi, bir başka ajanda göremeyebiliyoruz. Ama düşük dozlu olan doğum kontrol haplarında yan etkiler minimuma inmiş durumda. Ama buna rağmen özellikle belki biraz iştah artması olabiliyor ama hepsi o kadar... Şişmanlık getirecek anlamında değil. Beslenmesine ve egzersiz programına dikkat eden kişilerde kilo almasını görmüyoruz.”
Doğum kontrol haplarının ekstra yararları
Doğum kontrol haplarının kadının üremesiyle ilgili bir kontrolü elinde tuttuğu için önemli bir özelliği var. Bunun dışında Prof. Dr. Mithat Erenus, hapların getirdiği kadın sağlığı açısından ekstra yararlardan söz etti: “Gerçekten çok önemli bir konu. Doğum kontrol hapının doğum kontrolünün dışında da bazı avantajları var. Bunlardan en önemlisi kanserle ilgili. Özellikle rahim kanserlerini, düzenli kullanıldığında, özellikle bir kaç seneden sonra yüzde 50 oranında azalttığını görüyoruz. Bir başka önemli etkisi yumurtalık kanseri ki, en çok, en sık öldüren kanserlerdir. Yumurtalık kanserlerinde yüzde 40’lık bir azalmayı görüyoruz. Uzun süre kullanımında yumurtalık kanseri azalmasının yüzde 80’lere kadar çıkabildiğini görmekteyiz. Bunun dışında memede gözüken özellikle fibrokistik hastalığı gibi durumlar var. Onlarda azalma olduğunu görüyoruz. Dış gebelikte bir azalma olduğunu görüyoruz. Bizim özellikle ciddi infeksiyonlar, iltihabı hastalık dediğimiz durum var. O da doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda rahim ağzındaki sıvının kalınlaşmasına da bağlı olarak, kanamanın azalmasına bağlı olarak, bir azalma görüyoruz. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda adet miktarı azalır. Ve kanama miktarı azalır. Dolayısıyla kansızlıkla ilgili çok daha az gözükür. Östrojen olduğu için kemik yoğunluğunda bir artma olduğunu görüyoruz.”
Haplarla ilgili yanlışlar, yanılgılar
Yerleşmiş yanlışlar, yanılgılar insanların doğum kontrol yöntemi kullanmalarını ciddi olarak olumsuz etkileyebiliyor. Doğum kontrol haplarının tüylenmeye neden olabileceği, belli bir dönem kullanıldıktan sonra kısırlık problemini gündeme getirebileceği gibi iddialar söz konusu. Prof. Dr. Mithat Erenus, bunların ne kadar gerçekçi olduğunu açıkladı: “Bir kere kıllanmayla ilgili tam tersine... Bizim kendi hastanemizde geniş bir kıllanma polikliniği var. Ve bu poliklinikte biz, doğum kontrol haplarını kıllanmanın tedavisinde kullanıyoruz. Kıllanmaya yolaçmak şöyle dursun. Onun dışında özellikle kısırlıkla ilgili bir kadına doğum kontrol hapı verdiğimizde bazen onun doğurganlık kapasitesini bilmiyoruz, yani 20 yaşında yeni evlenmiş bir kadına veriyorsunuz. Dolayısıyla onun doğurganlık durumuyla ilgili bir bilginiz yok. Ama bildiğiniz şu: İlacı bıraktıktan sonra birinci yılın sonunda gebelik oranları hiç doğum kontrol hapı kullanmamış kadınlarla karşılaştırdığınızda, aşağı yukarı çok benzer. Onun için öyle bir korkumuz olması için hiçbir sebep yok.”

PREZERVATİF
Prezervatifin ya da kondomun özellikle önerildiği durumları ise Prof. Dr. Mithat Erenus, açıklayarak, güvenilirliği hakkında da bilgi verdi: “Kondom prezervatif aslında dikkatli kullanılırsa o zaman güvenilirlik açısından yüksek seviyelere ulaşabiliyor. Özellikle cinsel temasla bulaşan hastalıkların risk olduğu durumlarda. Birden fazla partneri olan kişilerin kondomla, prezervatifle korunmasını özellikle öneriyoruz. Bir yandan korunmayı sağlaması öte yandan da cinsel temasla bulaşan hastalıklardan korunması açısından gerçekten kondomu öneriyoruz.”

RAHİM İÇİ ARAÇ
Rahim içi araçın nasıl etkili olduğu ve yan etkileri konusunda ise Prof. Dr. Mithat Erenus, şunları söyledi: “Rahim içi araçları oldukça güvenilir doğum kontrol yöntemidir. Ve ülkemizde de çok sık kullanılıyor. Yüzde 17. Yani tercih edilen bir yöntem. Kullanımdaki etkinliğini şu şekilde yapıyor. Bir yabancı cisim reaksiyonu olarak görev yaptığı için, rahim içi hazne etrafında toplanan hücreler, yabancı olduğu için o madde, döllenmiş yumurtayı yemeleri, yok etmeleri mümkün. Bu nedenle gebeliği engelliyorlar. Güvenilir bir yöntem. Söylememiz gereken belki kullanan kişilerde kanamayı daha sık görebiliyoruz. Kanama miktarı artabiliyor. Kanamanın gün süresi artabiliyor. Özellikle ilk aylarda kasık ağrısı yapabiliyor. Çünkü yabancı bir cisim olduğu için sanki vücut onu atmak istediği için bir kasılma, adet döneminde görülen kasılmalar olabiliyor. İlaçlarla bu ağrının geçmesi mümkün. Halk arasında bir yanlış inanışlar gerçekten var. Bunun baş ağrısı yaptığına kadar bizim görebildiğimiz bir takım yanlış bilgiler var. Ama tabi doğru bilgiler verildiği zaman bunların kaybolduğunu görmekteyiz.”
Kanamaların rahim içi aracın bakır ya da olmaması ile olmadığını ama bazı kadınlarda gerçekten kanamanın sürekli devam ettiğini belirten Prof. Dr. Mithat Erenus, bunlar için sunulan bir takım yeni alternatiflerden söz etti: “Procesteron içeren rahim içi araçlar kullandığımızda hormonun da etkisiyle özellikle kanamanın azaldığını görmekteyiz. Dolayısıyla kanaması olan kadınlarda procesteron içeren rahim içi araçları özellikle öneriyoruz.”

İĞNELER, HORMON KAPSÜLLERİ
Her ne kadar kullanımı yaygın olmasa da üç aylık iğneler ve cilt altına yerleştirilen hormon kapsülleri var. Bunlarla ilgili bir önyargı var. Bize ulaşan önyargılar şunlar: İşte, yurtdışında geliştirilen bir çok doğum kontrol yönetim, özellikle bu ikisi öneriliyor... Türkiye’de deneme yanılma amaçlı kullanabiliyor. Yan etkileri gözleniyor. Daha sonra da yurtdışındaki kullanımı buna göre belirlenebiliyor gibi iddialar var.
Prof. Dr. Mithat Erenus, Türkiye için böyle bir şey söylemek doğru olmaz diyerek konuya açıklık getirdi: “Bir çok ülkede kullanılıyor. Özellikle az gelişmiş ülkelerde daha sık görüyoruz. Çünkü nüfus artış oranı daha yüksek. Ülkemizde de şu anda yüzde 1.4 nüfus artışı. Bunun avantajı şu: Hergün ilaç kullanmayı gerektirmiyor. Ve bir iğne yapıyorsunuz, üç ay boyunca sizi koruyor. Hatta cilt altına yerleştirilen de beş sene kadar korumak gibi bir avantajı var. Ama bazı dezavantajları da var. Özellikle kanama yan etkisini çok sık görüyoruz. Yüzde 60 civarında uzun süren kanamalar olabiliyor. Hatta bazen de hiç kanama olmayabiliyor. Bu tip yan etkileri göz ardı edersek, o zaman çok güvenilir bir yöntem. Özellikle her gün hap kullanmakta zorluğu olan kişiler için, kırsal kesim için, iyi bir alternatif olabilir.”
Üç aylık iğnelerden sonra oluşan adet düzensizliğinin ruhsal sıkıntı yaşattığına değinen Prof. Dr. Mithat Erenus, bunda ısrar etmenin çok doğru olmadığını belirterek şunları söylüyor:”Doğum kontrol hapı bu kişiler için gerçekten iyi bir alternatif olabilir. Eğer bir engeli yoksa, özellikle rahim içi araçları önerebiliriz.”

ACİL DURUM PAKETİ
Gebelik ihtimali söz konusu olduğunda, şüpheli bir temastan sonra acil durum paketi denilen bir uygulama var. Kadınlar bunu çok fazla bilmiyorlar ve regllerinin gecikmesini bekleyerek, gebeliğin de bir anlamda ilerlemesine neden oluyorlar.
Prof. Dr. Mithat Erenus, bu uygulamadan şöyle söz etti: “Son zamanlarda giderek hastanemize bu tip başvurular arttı. Ben buna aklımızın başına sonradan gelmesi diyorum. Bir şekilde korunulmamış bir temas olduğunda acaba bir şey yapabilir miyiz, çünkü gebe kalma riski var. Evet bu tip durumlarda alternatifimiz var. Özellikle korunmamış bir temastan sonra doğum kontrol haplarıyla iki tanesi hemen, tabi ilk 72 saat içinde olması gerekiyor. Özellikle yüksek dozda östrojen içeren haplardan iki tane hemen iki tane de daha sonra, yine 72 saat içinde, 12 saat sonra almak üzere kullandığımızda büyük bir oranda yüzde 80’lerde gebe kalınması engelleniyor. Son zamanlarda bir başka yöntem daha var bununla ilgili olarak. Yine ilk 72 saat içinde korunulmamış bir temastan sonra rahim içi araç yerleştirmek mümkün. Bu da özellikle döllenmiş olan yumurtanın yerleşmesini engelleyebiliyor. O açıdan eğer, biz tabi her zaman için baştan korunmayı öneririz ama böyle bir şey olmuşsa, bu tip bir alternatifin de olduğunu bilmek lazım. Kürtajın da kadın için bir travma olduğunu dikkate alırsak, herhalde bu yöntem son çare olmalı.”

 


Sponsor bağlantılar, Ev Arkadaşı Ara, Şirket Ara

SOHBET EKART FIKRA OYUN GÜZEL SÖZLER

umutdolu.net © Copyright 2017 Web Design